Kreutzer Sonat'ı dinlerken

Çocukluğumdan beri takdirle dinlerim
Beethoven'in bu sonatı taş plaktaki
Dönemden kalan aşina melodik sesler
Keman- piyano diyaloğu iki kuş sanki

İstersen o kadar güzel şeyler var ki
Bunları takdirden edilen o zevki
İçimi titretip okşayan o anki
Coşkumu paylaşacak kişi arıyorum
Sanki olmazsa yanında öyle biri
Zevkin doruğuna varılamazmış gibi

Plastik sanatlar, müzik, şiir
Doğanın her yönünü takdir
Ederken paylaşmaktan
Varılacak doruğu arıyorum
Ama hep yalnız kalıyorum

Hayat sukut-u hayallerle dolu
Hele sevgini paylaşacak kişi ararken
Hayalinde bulduğunu zannederken
Havadaki bir sabun köpüğü gibi
Elle yakaladığını sanarken
Birden yok oluyor keyifler ve hayaller.
Yerine geliyor
Yineliyor
Sukut-u hayaller

Beliren tüm ümitler
Hep kırılıyor düşler
Ancak, umut olmazsa
Hayaller de kırılmaz
Ama umutsuz hayat
Sanki anlamsız memat
Yaşamın olmazsa olmazı

*****

Nerede hayalimde beklediğim sevgilim
Nerede o beni gerçekten seven
Benimle güzellikleri paylaşmayı düşleyen
Mutluluğun doruğuna birlikte varacak
O kişi nerede
Hangi kaf dağının arkasında gizleniyor
Yoksa www. sayfalarında mı izleniyor

*****
Bekledim hep sevdiklerimle paylaşmayı
Karşılıklı yükte hafif, pahada ağır sevgiyi
Ömrüm tükeniyor halâ durur beklerim
Buna güç verir libido denen enerji yedeklerim

Üretirken ve üretileni takdir ederken
Keyfin doruğuna tam tırmanamıyorum ben
Çünki bu zevkleri paylaşamamanın verdiği
İçi burukluk, engelliyor coşkuyu, enerjiyi

Bu kadar güzelliklerle dolu dünyamda
Bunları paylaşacak rüyamda
Aradığım kişiyi bulamadım dünyamda
Hele sevgimi vermek istediklerim
Nedense karşılık vermediler
Bu bir kural mı ki?
Neden almak istemezler?
İçimdeki gani gani sevgiyi
Coşkularımı paylaşmak istiyorum
Ama hep yalnız kalıyorum

*****

Yardım ettiklerimden kötülük buldum
Üniversite hayatımda bazı istisnalarla
Sanki doğrular gibi ata sözünü
"Ne iyilik ettim ki bana kötülük yaptı"
Ama gene de iyilik et kapa gözünü
Bekleme karşılık, ver üreten özünü

*****

Kırılsa da hayaller
Yaşam sürdükçe
Bu zevklerim beni
Coşku ile hayata bağlıyor
Ancak 'ne yazık' diyorum
Çünki paylaşmak istiyorum
Tüm çevremdeki güzellikleri

*****

Nerde o kişi
Halâ bekler dururum
Zevkten uçuyorum
Kuşlar gibi
İçimde Zeus'un gücü var gibi
Ama tek kalmışım
Gagamda uçuramıyorum
Bu keyiflerin sunduğu yüceliklere
Hayalimdeki sevgiliyi
İstiyorum piyanoya versin cevap keman
Kemanın titreşimini duyunca ben her an
Dinleteyim piyanoyu kemana her zaman


****

İçimdeki özlem


Müziğimde varmış bir özlem
Beni terasta dinler iken
Ana sezişiydi bu gözlem

Hayalimdeki sevgiliye
Kavuşamamanın verdiği
İçimdeki gani sevgiyi
Paylaşamamanın üzdüğü
Özleyişmiş içimden gelen

İlk bestemde farkedemedim
Sonrakilerde sezemedim
"Hayalimdeki Sevgili"yi
"Kreutzer Sonatı dinler iken"
Yazdıklarımı düşünürken
Kendimi analiz ederken
Çıktı ortaya bu tür gözlem

Torunuma bestelediğim
Ninni'de de vardı bu özlem
Sanki aynı melodik özlem
Traspoze olmuş çıkıyordu
Aranamede şakıyordu

Leylaya kavuşamadığı
Mecnunun buluşamadığı
Birliğin oluşamadığı
Güçlü aşkın özlemiymiş bu

Beni hayatta tutan da şu
Müziğime akseden de bu
Şiirimde beliren de bu

Sezmişti ana çoktan bunu

****

Özlem

Gönlün bende olsa idi eğer
Bir bilsen ne zirvelere değer..
Ama öncelikler sırasında
Kalmayaydım onun arkasında
Olsaydım listenin en başında

Olsaydı eğer gönlün bende
Öncelik listenin önünde
Verirdim sana bu son yaşımda
Lirik müziklerin alâsını
Heykellerimin en bâlâsını
Şiirimin en duygusalını
Güçlü aşkımın en kutsalını
Tadardın balın en alâsını

Olsaydı eğer gönlün bende
Öncelik listenin önünde
Olurdun yine prensesim
Uçardı kanatla sesim
Kalmazdı hiçbir yeisim
Olurduk ben senin sen benim
Kalmazdı hiçbir yeisin

Olsaydı eğer gönlün bende
Öncelik listenin önünde
Olurdum senin rehberin de:
İstanbulun güzelliklerini
Tada doya gezerdik
Tarihini incelerdik
Eşsizliğini sezerdik

Özel aşları afiyetle yerdik
Övünürdük överdik
Güzelleri severdik
Çirkeflere söverdik
Yapılara destan düzerdik
Yahya Kemali yadederdik
Çevredeki güzellikleri
Gözlerimizle emerdik

Varırdık tadına san'at dallarının
Koşardık sergilere el ele
Kollar dolalı belden bele
Uçardık daldan dala
Resim sergisinden konsere
Konserden tiyatroya
Tiyatrodan romantik sinemaya...

Olsaydı eğer gönlün bende
Öncelik listenin önünde
Gezerdik el ele yurdumuzun yörelerinde
Sonra kıt'aların en güzel yerlerinde
Uçardık Buenos-Airesten Rio'ya
Oradan ver elini Meksikaya
Ramak kalırdı Havanaya
Tamamlanırdı Karaib'lerde vapur turu
Olurdu düşlerin gerçek, tuzun kuru...

Olsaydı eğer gönlün bende
Öncelik listenin önünde
Olurdum rehberin senin de
Ver elini Paris Münih
Venedik Floransa Zürih
Açılırdı müzeler ve tarih
Sererdim önüne san'atları
Tarih bağlarının halatları
Örülürdü Sinope'nin kanatları
Uçardın alıp halı yerine atları

Olsaydı eğer gönlün bende
Öncelik listenin önünde
Olurdun mehtap güzeli ecelerin
Olurdu binbir masal, gecelerin
Canlanırdı ışıklarla gündüzlerin
Gurubu adadan seyrederdin
Serilirdi önüne bütün renkler
Gökkuşağı altında tüm günler...
Sonuçta olurdu düşlerin gerçek
Başkalarına derdin: arabanı çek
Gölge etme başka ihsan istemem
Bundan başkasına ben hayat demem

***

Sonbahardaki sonsuz aşk

Nihayet varıldı özlemindeki sonsuz aşka
Bunun hikâyesi oluştu bambaşka...:


Kabul olmalıydı artık onun istekleri
Yeterdi sevgisizlikten çektikleri
Yetmiş yılın sonunda
Özleminin yolunda
İlahî bir çözüm bulundu
Bakın ona neler sunuldu:

Ona uysun,
onu duysun,
onda doysun
Diye yaratıldı bir huri, kaburgasından
Ismarlandı Hindistandan
incecik bir bel
Ve de içi sıvıyla dolu
iki fanus yarı küresel
Eksik kalmamalıydı
Anadolu çamurundan yoğrulmuş
dolgun kalçalar
İşveli gözler, ince kaşlar, zülüflü saçlar
Duyarlı dil ve dudaklar
Hele uçlarında binlerce antenli hassas parmaklar
Tenin tene olan dillerini anlayan duyargalar
Evet, tüm tenine bir ağ gibi yayılmalıydı bunlar

Bir arının yuvasını buluşu gibi kullanmalıydı koku duyusunu
Öylece bulmalıydı yaratıldığı kaburga dokusunu
Sihirlenmiş gibi aramalıydı hep onun kokusunu
İlâhların nektardan yarattığı maşuğunun salgısını
Yudum yudum algılamalıydı
sonsuz aşk iksirininin tadımını
Tutkuyla yakalamalıydı
Zeus'un mavi gözlerinden fışkıran ciritlerin dalga boylarını
Prizmadan geçirip yansıtmalıydı
paletine bu gök kuşağını.

Okumalıydı
bu çift akıllarından geçen her duyguyu
Hiç düşünmeden vermeliydiler birbirlerine sevginin buyruğunu
Öyle ki
Bir dokununca işitsin hemen bir ah karşısındakinden
Ve bu ah hemen çevrelerinde yankılansın dolansın
Karşılıklı titreşimler bin ah olsun, yol alsın
Aldıkça cömertçe veren Zeus mutlansın
Giderek yükselen bu aşk nektarla kutlansın
Ki sonsuzluğa ulaşılsın

Bilgelik dağının sırtlarından inilince bahara
İçindeki özlemin biriktirdiği küllenmiş lavlar
Büyük bir coşkuyla akarken düşlenen savlar
Dönüştürür sonbaharı sonsuz bahara
Gerçekleşirken tüm düşleri aşk terrakesi ile
Önce göğe doğru patlayan özlem
Maytap ateşi gibi yeryüzüne yayılırken
Oluşur her bir zerresinden bir çiçek
Sevgilisi koklayıp bunların usaresini içecek
Bunu tadanın aşkı yücelecek
Sonbahardaki sonsuz bahara yapışıp ilişecek
Açılan sansür perdelerininin arkasından
hiç tatmadığı ilkler gelişecek

Zeus'un arabasında bulutlar arasında gezerken
Yerçekimi kuralı ile çelişecek
Hep daha yükselerek zirvelere geçilecek
İnanılmaz rüya alemlerinde tüneldeki zaman ezilecek
Uzayın durmuş zamanında
Bıkkınlık vermeyen, aksine karşılıklı yükseldikçe artan
Arttıkça yücelen
Yüceldikçe sonsuzlaşan
Ütopik aşkı simgeleyen
Sonsuz bahara kavuşulacak......

Bilgeliği kaybetmeden
Şeytanla anlaşmadan
Sadece birkaç kadeh ölümsüzlük nektarından
Etkinleşen delikanlılık
Akan lavlardan ısınan canlılık
İşte nihayet getirdi sonbahara sonsuz bir bahar.....

Hele gör bak, bu düzeyde nice doruklar bizi bekler
Eğer beslersen saf ve yoğun kutsal aşk iksiriyle
Gör bak nasıl önce emekler de emekler
Sonra kalkar, yürürken coşturur meyle yemekler
Peşinden koşturur cilveli civelekler
Bakışlar ve dokunuşlarla coşan derinlerdeki yedekler
Sanki kendiliğinden açılır yelekler
Bağrına temas eden duyarlı parmak uçları
Titretir içini göbeğinden ayaklara
Birden gömülür tepeler karlara
Ayaklarda belirir duyarlı kayaklar
Kayılır uçarcasına cennetin dere tepe ve vadilerinde
Aşılır kıvrakça üstten, alttan, yandan tüm engebeler,
Ve varılır sonsuz aşkın hedefine
Ama bu hiç bitmez tükenmez sürüp gider
İki yoldaş sarmaş dolaş, döner de döner
Biri dokununca bin ah işitir öbürü bunun yankılarından
Yine bir ah, yine bir ah, yine bir ah
Hiç yoktur bu ilişkide bir vah,
Ya da eyvah....
Çünkü sonsuzluk yolculuğunda, yoktur geri dönüş
Yoktur pişmanlık
Ne pislik ne de düşmanlık
Bu terimler özgüdür ancak doruğa yükselemeyen ve varamayana
Aşka erişemeyen kedinin ciğere pis demesi gibi,
Ya da bu histen yoksunların dünyevi ikbal ve iktidarı seçmeleri gibi

Sen hiç şaşma bu sonsuz yolda devam et
O zaman hissedeceksin durmuş zamanda
Karşılıklı yankıların maşukları bir girdap gibi kaptığını
Ve böylece sonsuz baharın yaşandığını

*******