Çocuk Kardiyoloji Dalını Seçişim:

Bugünkü pozizyonuma beni hazırlayan, Zürih Üniversitesi Tıp Fakültesinde tahsilime devam ederken bir doktora çalışması isteğimle başlamıştır. İsviçrede tıp mezunlarının Dr.med. ünvanını alabilmeleri için bir doktora tezini bir öğretim üyesinin kontrolü altında bitirip kabul ettirmesi ve yayınlatarak, 300 nüshasını tıp fakültesi kitaplığına vermesi gerekirdi. Yoksa pratisyen hekim ünvanı altında çalışabilirdi.
Yıl 1954'tü, o sırada Prof. Guido Fanconi yönetiminde çocuk kliniği bir hayli araştırmanın yapıldığı, dünya için önemli bir merkezdi. Doç. Dr. Ettore Rossi, enteresan tezler vermekte ve bunları yakından takip etmekteydi. O nedenle kendisine müracaat ettim. Verdiği tez konuları arasında "Çocuklarda kongenital kalp anomalilerinde sağ ventrikülün basıncı ile EKG arasındaki ilişkiler" ilgimi çekti. Yanlız bu tez için EKG'yi vektokardiyografik olarak yorumlayabilmek, ve kalp kateterizasyonla elde edilen sağ ventrikül ve atrial basınç eğrilerini değerlendirebilmek gerekliydi. Rossi, "Bu seni aşar" diyerek bana 3 boyutlu bir vekto-KG kitabı verdi. Bunu öğrenip ona anlatmam gerekiyordu. Ben elektrofizyoloji pratikleri dışında bir sömestir Prof. O. Wyss yanında elektrofizyoloji kursu ve ayrıca Prof. Kartagener tarafından verilen bir sömestirlik EKG dersi almıştım. Bunun dışında Haydarpaşa Numunede şef olan babamın muavini ve Wilson'un öğrencisi olan Dr. Asım İstanbullu bana bir yaz tatilimde öğleden sonraları EKG öğretmişti. Bu önçalışmalarım sayesinde üç boyutlu vektokardiyografiyi çabuk öğrenip Dr.Ettore Rossi'ye gittim. Kendisinin henüz kavramamış olduğu bu konuyu ona açıklıkla anlatınca, "Sen bu tezi başarırsın" diyerek bana o zamana kadarki basınç eğrilerini ve EKG'leri verdi. O tarihten sonra haftada bir ona kateterlerde asiste ettim ve iki yıl içinde 130 vak'aya dayanarak, çocuklarda sağ ventrikül basıncı ile EKG'deki 35 değişken arasındaki bağıntıları inceledim. Sonuçta bunu gösteren 8 kriter belirdi. Bunların hassasiyet ve güvenirlikleri ortaya çıkarıldı ve rektörlüğün özel müsaadesi ile, henüz tıbbiyeyi bitirmeden, 1956 yazında konu Helvetica Paediatrica Acta'da yayınlandı. 1957'de ise tez olarak basıldı.
O zamanlarda henüz ne Amerika'da ne de Avrupa'da çocuk kardiyolojisi denen bilim dalı vardı. Zürihteki hocam Ettore Rossi 1954'te "Süt Çocuğunda Kalp Hastalıkları" diye bir kitap yazmıştı. 1950'lerin başında kalp kateterizasyonları ve biplan AKG uygulanıyordu. Çocuk cerrahı olan Prof. Max Grob'u Doç. Dr. Ettore Rossi kalp cerrahisine teşvik etmiş ve gayretleri ile hafif hipotermi altında Ductus Botalli açıklığı ve atrium septum defektleri kapatılmaya, pulmoner valvotomi uygulanmaya başlanmıştı. Oysa Prof. G. Fanconi siyanozlu kongenital kardiyovasküler anomalilerin ayırıcı tanısını önemsemezdi ve bana "Sayın meslekdaşım, bu bir akademik tartışma konusudur, hepsi o kadar" dediğini hatırlarım. Oysa emekliliğine yaklaştığında: "Ben buranın direktörüyüm, artık herkes kendi konularında benden daha söz sahibi, bana onlara imkân yaratmak vazifesi düşüyor" demişti.
Ben çocuk kardiyolojisine devam edeceğimi ve bu sahada 40 yıl çalışacağımı düşünmüyordum bile. Bu arada tıbbiyeyi 1957'de bitirince çocuk hekimi olmaya karar verdim ve Prof. Fanconi'ye müracaat ettim. Tam o sırada Doç. Dr. Rossi açık bulunan Bern Üniversitesi Çocuk Kliniği direktörlüğüne müracaat etmiş ve bunu kazanmıştı. Fanconi 2 yıllık ön çalışmalarım olduğu için beni asistanlığa kabul etti ve EKG odasına götürdü. "Asistanlığın yanında burada bütün kliniğin EKG ve fonokardiogram raporlarını yazacak ve belirli sürelerle 2 asistanı yetiştireceksin; ayrıca kalp kateterizasyonlarını haftada bir uygulayacak, angio-KG'leri röntgen saatinde gösterip yorumlayacaksın" dedi. Bu suretle bir taraftan uzman öğrenciliği yaparken, diğer taraftan kardiyoloji işlerini yürüten postdoktoral bir asistan oldum. Ettore Rossi'nin yokluğu benim yetişmemde önemli bir eksiklik yaratmaktaydı. Bunu kompanse edebilmek için bütün sorularımın cevabını bir taraftan o zaman için eksik olan dünya literatüründe ararken, diğer taraftan fono-KG, EKG, hemodinamik ve angio-KG arasındaki ilişkileri araştırmaya başladım. O zamanlarda öğrenebileceğim konularda yayın yapan merkezler arasında Stockholm, Mexico-city, Kanada'da John Keath yönetimindeki Toronto Çocuk Kliniği vardı. Diğer önemli merkezlerden olan Harvard'daki Alexander Nadas, kongenital kalp anomalilerini hemodinamiye göre değil, anatomik olarak sınıflandırmaktaydı.
Sağ ventrikülde basınç yükü haricinde hacim yükü ayrı bir özellik taşımaktaydı. Bunu basınç yükünden ayırd etmek üzere saf hacim yükü gösteren ASD ve pulmoner venlerin sağa dönüşlerini içeren ve bunların klinik ve hemodinamisi arasındaki ilişkileri araştıran bir fizyopatolojik çalışmam 1960 yılında Cardiology'de yayınlandı.
Sağ ventrikülün basınç yükü arttıkça sağ ventrikül sola doğru büyümekte ve sol kalbi arkaya itmekteydi. Biplan AKG'de yaptığımız bu gözlem ile sağ ventrikül basıncı arasındaki bir çalışmaya 1960'da başladım. Bunun için ön ve yan grafilerden sağ kalbin sola doğru rotasyonunu derecelendiren bir metod geliştirdim. Bu sınıflandırma ile EKG arasında, özellikle göğüs derivasyonlarındaki transizyon bölgesi, sol taraftaki Q dalgası konuları anlamlı ilişkiler gösterdi. Ayrıca ters transizyon olan durumlarda sağ ventrikül hipertrofisi yanında sol potansiyellerin tersleştiği görüldü. Böylece EKG'de hem kalbin pozisyonu, hem de kavitesi küçülmüş sol ventrikülün bir belirtisi ortaya çıkmıştı. Bu da 1961'de Cardiology'de yayınlandı.
Bu sıralarda birlikte çalıştığımız Dr. Schad ve Dr. Künzler kongeni-tal kalp anomalileri ile ilgili bir anjiokardiyografi kitabı çıkarmıştı. Bu çalışmalardan öğrendiklerimizle kongenital kalp anomalilerinin hemodi-namiğini klinik olarak ortaya koyacak çok boyutlu bir ayırıcı tanı kitabı yazmamız Georg Thieme Yayınevi tarafından bize teklif edildi. Ben ise bu arada bir yıl Toronto'da Çocuk Kardiyolojisi çalışmalarımı devam ettirmek istiyordum. Ancak bu kitap tam benim istediğim görüşleri dünyaya tanıtma fırsatı veriyordu. Bu nedenle Toronto'dan vazgeçip bu kitabın yazılmasına başladım. Amaç aynı anatomik özelliği gösteren kongenital kalp anomalilerinde değişik ağırlık derecesini klinik olarak fono-KG, EKG ve basit röntgen grafileri ile göstermekti.
Tamamen orijinal vak'alarımıza dayanan bu kitabın yazarları henüz asistanlıklarının sonunda olduğundan ve bir titrimiz olmadığından bazı güçlüklerle karşılaştık. Ancak sonuç başarılı oldu ve henüz ciltlen-memiş 5 nüsha uluslararası bir radyoloji yarışmasına sunuldu ve Montreal Kanada'da Schleussner ödülünü kazandı. Bu sayede kitabın sade almancası değil sonraki yıllarda sırasıyla ispanyolca, ingilizce ve italyancaları da yayınlandı.
Baskı safhasında artık yurda dönmüştüm. Askerliğe başlamadan önce "Kongenital kalp anomalilerinde angiokardiyografi" konulu geniş slayd materyeli ile Türk Radyoloji Cemiyetinde verdiğim konferans, İstanbulda da konunun yeni başlamak üzere olduğu için çok dinleyici buldu. Radyolog, iç hastalıkları uzmanları ve çocuk hekimlerinin bulunduğu bu konferans sonunda Prof. Sezai Bedreddin Tümay bana yaklaştı ve Üniversitenin Çocuk Kliniğine girmemi teklif etti. O zaman Haseki Hastanesinde bulunan Çocuk Kliniğine başladım ve Haseki'de olan kardiyoloji laboratuvarında İstanbulda ilk olarak bebeklerde kalp kateterizasyonu ve angiokardiyografiyi 1961 sonunda uyguladım.
İşte böylece, pratisyen bir çocuk hekimi olmak isterken değişik formasyonlarımın sonucu ilerinin çocuk kardiyoloji bilim dalını başlatmış oldum. Bunun devamlılığı askerliğimin sonu olan Mart 1964'e rastlar. Avrupada Çocuk Kardiyolojisi Cemiyetinin kuruluşu da aynı yıldır. Alman Çocuk Kardiyologları Cemiyeti 1967'de kurulmuştur. Üniversitelerde Çocuk Kardiyolojisi Seksiyonları bu yıllardan sonra ayrı birer birim olarak çalışmaya başlamıştır.
Çocuk Kardiyolojisinin gelişim tarihi ile benim karyerimdeki gelişim tarihim aynı yıllara rastladığı için yukardaki kişisel tecrübelerimi sırasıyla aktarmakyı faydalı buldum.