Aşk

Aklı çok engelleyen,
Gözleri perdeleyen
Dürtüyü odaklayan
Cazibeye dayanan
Kimyasal hoş bir olay

***

Aşk Parası

İki yüzü var aşk parasının
Tuğrası rüya, yazısı hicran
Samimi olmayanlarda biri riya
Öbürü aldatıcı ziya

***


Dilektaşı

Dersem sana ben kî, dile benden ne dilersin?
Versem sana ben hem yeri göklen, bu ne dersin
Bak sen, dile benden ne dilersin? bana dense
Derdim, bu kadar tatlı bir insan olabilsen
Mermer ile mevtâ ile farklı olabilsen
Her dem şu kadar canlı bir insan kalabilsen

***

Senden dilesem de veremezsin bana zaten
Yoktan edemezsin bana sen var, hele zaten
Ancak tapınaklar, bu olur ev sana zaten

(mefûlü mefaîlü mefaîlü feulün)

***


Ne tür dünya
(Vahdet-i vücutu özlerken)

Zalimin var zulümü
Sevenin var yüreği
Doğanın var üzümü
Emeğin var böreği
Göreyim ben yüzünü
Neredesin Allahım
Kimden yanasın ey sen

Kadının en kalpsizi
Kuyunun en dipsizi
Sönmüyor aşkın izi
Kavuştur ey sen bizi

Üfle gür nefesini
Sök bu köklerimizi
Dök her bireyimizi
Uğurla hepimizi
Cennetin ırmağına

Sevginin var olduğu
Güzellikler doğduğu
Zulümün yokolduğu
Uğruna yaratılan
Yüce aşkın bolluğu
Cennetin saf soluğu
Allahın af kolluğu
Hep arkanda olduğu
Bu diyar yolculuğu
İçin ver şu yolluğu


Ağrının hep dindiği
Zalimlerin sindiği
Aşkın hiç sönmediği
O diyara gideyim
Sana secde edeyim
Seni hep hissedeyim
Güzellik yaratayım
Güzellik üreteyim
Hep hizmetler edeyim

Doğanın var üzümü
Aç benim şu gözümü
Yoket hepten zulümü
Göreyim şu gülümü
Hem yok hiç dikeni
Seveyim ben hep seni
Ah benden yana kal sen

***

 

Kıyıdaki Kayalar heykeltraşı oyalar

Deniz olsam, sen de kıyıdaki kayalar
Üfledikçe Zefir, Neptün önce ürperirdi (Poseidon)
Sonra fırtınalar kopar
Kıyıda ilkin ıslak bir şamar
Geri çekilirken köpüklü yalamalar
Gider gelirken taşları yontar da yontar
Ve yaratırdım ben Neptün olsam
Seni kıyılardaki kayalardan...
Düşüp ayrılan parçaların battıkça dibe
Çıkardı but'un etin ve silüetin
Üfledikçe Zefir, yaratılırdı Neptün'den doğal bir heykeltraş
Ona direnemeyen sen boyun eyer, olurdun traş
Teslim ederdin bana girintilerini
Ey tepelerdeki dik başlı taş...
Geçince fırtına, biterdi güçlü darbeli şamar
Yerine geçerdi yumuşak yalamalar okşamalar.

***

Sonbahardaki bahar


Uğraştım, didindim arı gibi çalıştım
Öğrenince insanı, yönlerine şaştım
Koştum bu yolda nice diyarları aştım
Öğrenmek uğrunda savaştım da savaştım
Öğrendikçe nice zirvelere ulaştım
Çabaladım araştırdım ilme yanaştım
Nice hazineleri ortaya çıkardım
Meslek ağacının dallarında uçarken
Onların en yüce zirvelerine vardım
Uğraşı dağlarımda doruğa uzandım
Keyifli kültür ırmağında hep genç kaldım
Hepsinden çok şey kazandım hem zevkler aldım
Ama en çok son bahardaki bahara hayran kaldım...

Zaman oldu bahar çiçeklerine kondum
Tattım beherini takdirle yudum yudum
İncelik, zerafet, güzellik oldu bal mumum
Koyunca peteğe doldu balla her yudumum

Bunlardan belleğime bal yaptım
Felsefe ağacıma dal yaptım
Sanatlar ırmağına sal yaptım
Rüzgârdan düşen yaprağı kaptım
Sallayıp yüreğime yel yaptım
Gövdesinden yalnızlığa dayanıklı bel yaptım
Bu tür birikimlerden fışkıranları sel yaptım
Setler koyup gözenekler yaptım
Ki fışkırsın isteğe yönelsin
Parmak deyişiyle müzik olsun
Tellerini titreştirsin dursun
Duygulu yazmayla şiir olsun
Yüreği yaksa da deva olsun
Toprağı gani gani sulasın
Ki o çamuru sen yoğurasın

Akan bu ırmaktan aynı su bir daha hiç geçemezmiş
Kaynaktan varınca deltaya, öteye geçilemezmiş
Yatağından sızanları kökten yapraklara göçermiş
Nihayet sonbaharda sarı kızıl ile bezenirmiş
Yelle kopup süzüle süzüle yerleri örterlermiş
Ancak bazen açarmış sonbaharda da bahar
Bunu tarife yetişemez hiçbir yazar
İlim ve uğraşı zirvelerinden de kaçar
Arama nafile, o ortamlarda bulunmaz
Bunu ancak ilimden ayrılan Dr. Faustus anlar
Bu tür baharlar açarken yürekleri yakar
Ama tüm gençlik salgılarını salar yayar
Coşturur Eratoları yürekleri kışkırtır
İçinde biriken usareleri fışkırtır
Coşku kanatlarıyla zaman ırmağının
Akımına karşı yüzerken dalar da dalar
Hiç değildir bu bildiğin bahardaki bahar
Bunu ancak açacak sonbahardaki bahar
Irmağından bir kez tadacak olanlar anlar
Bir yandan coşar öte yandan yüreği yanar
Susadıkça bu ırmağı kana kana yalar

***